Avrupa Birliği Komisyonu, Birlik üyesi ülkeler ve endüstri temsilcileri arasındaki derin anlaşmazlıklar nedeniyle tartışmalı “Made in Europe” (Avrupa’da Üretildi) planını ikinci kez ertelemek zorunda kaldı. Başlangıçta Aralık ayı ortalarında, ardından 2024 yılının başlarında sunulması beklenen planın lansmanı, “Avrupa ürünü” tanımına ilişkin uzlaşma sağlanamaması üzerine belirsiz bir tarihe ertelendi.
Bu erteleme, AB’nin sanayi tabanını güçlendirme, ürün kalitesini artırma ve küresel rekabet gücünü yükseltme hedeflerinin merkezinde yer alan bu önemli girişimin önündeki ciddi engelleri gözler önüne seriyor. Temel sorun, coğrafi kapsamda yatıyor: bazı üye ülkeler ve sektörler “Made in EU” (AB’de Üretildi) etiketini savunurken, diğerleri daha geniş bir “Made in Europe” tanımını tercih ediyor.
“Made in EU” mu, “Made in Europe” mu? Tartışmanın Odağı
“Made in Europe” planının gecikmesinin ardındaki ana sebep, Avrupa’da üretilen ürünlerin nasıl tanımlanacağı konusundaki görüş ayrılıklarıdır. AB Komisyonu ve bazı üye devletler, bu tanımın yalnızca AB içinde üretilen ürünleri kapsamasını ve “Made in EU” ibaresinin kullanılmasını istiyor. Bu yaklaşım, AB’nin kendi iç pazarını ve üretimini net bir şekilde vurgulayarak, AB dışındaki ülkelerin bu etiketi kullanmasının önüne geçmeyi amaçlıyor.
Ancak, başka üye ülkeler ve endüstri grupları, coğrafi olarak daha geniş bir “Made in Europe” tanımını savunuyor. Bu tanım, AB üyesi olmayan ancak Avrupa kıtasında yer alan İsviçre, Norveç, Birleşik Krallık, Ukrayna ve Türkiye gibi ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletilmek isteniyor. Bu taraf, böyle bir genişliğin Avrupa’nın tamamındaki tedarik zincirlerini ve endüstriyel iş birliklerini daha iyi yansıtacağını ve kıtanın genel rekabet gücüne katkı sağlayacağını iddia ediyor.
Sanayi Stratejisi ve Küresel Rekabet
Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen tarafından önerilen “Made in Europe” girişimi, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın ve AB’nin sanayi stratejisinin önemli bir parçası olarak görülüyor. Planın hedefleri arasında, Avrupa endüstrisinin dayanıklılığını artırmak, kritik sektörlerde dışa bağımlılığı azaltmak ve Avrupa standartlarında yüksek kaliteli üretimi teşvik etmek bulunuyor. Bu girişim, özellikle Avrupa Çip Yasası (European Chips Act) ve Kritik Hammaddeler Yasası (Critical Raw Materials Act) gibi diğer stratejik belgelerle uyumlu bir şekilde tasarlanmıştı.
Planın temel prensibi, çevresel standartlara, işçi haklarına ve diğer AB değerlerine uygun olarak üretilen ürünlerin Avrupa menşeli olarak etiketlenmesini sağlamak ve bu sayede tüketicilere daha şeffaf bir seçim sunmaktı. Ancak, menşe tanımı konusundaki anlaşmazlık, bu vizyonun somutlaşmasını engelliyor ve AB’nin küresel ticaretteki markalaşma stratejisi üzerinde belirsizlik yaratıyor.
Gecikmenin Sonuçları ve Gelecek
İkinci kez ertelenen “Made in Europe” planı, AB’nin içindeki siyasi ve ekonomik fay hatlarını bir kez daha ortaya koymuştur. Üye devletler ve farklı endüstri kolları arasındaki çıkar çatışmaları, birliğin ortak bir sanayi ve ticaret politikası oluşturma çabalarını zorlaştırmaktadır. Gecikme, aynı zamanda Avrupa’nın küresel pazardaki rekabetçi konumunu güçlendirme ve tedarik zinciri güvenliğini artırma hedeflerine ulaşma sürecini de yavaşlatabilir.
Komisyonun bir sonraki adımı belirsizliğini korurken, planın nihai hali, Avrupa’nın gelecekteki sanayi politikaları ve uluslararası ticaretteki imajı açısından kritik önem taşıyacak. “Made in EU” ve “Made in Europe” arasındaki denge, sadece coğrafi bir tanım meselesi değil, aynı zamanda AB’nin kendi kimliğini ve değerlerini küresel sahnede nasıl temsil edeceğinin de bir göstergesi olacak.