İran, ABD’nin bölgedeki askeri varlığı ve tatbikatlarına yanıt olarak, stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenlik haklarını bir kez daha vurguladı. İran Genelkurmay Başkan Yardımcısı Tuğamiral Alirıza Rastegari, ABD’nin provokatif eylemlerde bulunması halinde Tahran’ın boğazı kapatma hakkını kullanacağını belirtti. Bu açıklama, Basra Körfezi’nde artan tansiyonu ve uluslararası hukuk çerçevesindeki navigasyon hakları üzerindeki tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Tuğamiral Rastegari, uluslararası denizcilik işlerinden sorumlu bir yetkili olarak yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın “İran’ın egemenliği altında” olduğunu savundu. Rastegari’ye göre, İran, boğazdan geçen gemilerin uluslararası kurallara uygunluğunu denetleme yetkisine sahiptir. Bu bağlamda, ABD’nin bölgedeki son askeri hareketliliği ve Körfez’deki müttefikleriyle gerçekleştirdiği tatbikatlar, Tahran tarafından “provokatif” olarak nitelendiriliyor.
İran’ın Şartlı Tehdidi ve Hukuki Temeli
İranlı komutan, ülkesinin “ulusal güvenliğini tehdit eden” veya “uluslararası hukuku ihlal eden” herhangi bir eyleme karşı, Hürmüz Boğazı’nı kapatma hakkını saklı tuttuğunu açıkça ifade etti. Bu tehdit, uluslararası denizcilik hukukunda önemli bir yere sahip olan Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi (UNCLOS) tarafından tanınan serbest geçiş hakkıyla çelişme potansiyeli taşıyor.
UNCLOS’a göre, boğazlar üzerinden geçiş yapan gemilerin “masum geçiş” hakkı bulunmaktadır ve kıyı ülkeleri bu geçişi engelleme yetkisine sahip değildir. Ancak İran, bu tür durumlarda kendi egemenlik haklarını ve ulusal güvenlik çıkarlarını öncelikli tutacağını belirtiyor. Bu, geçmişte de benzer gerilimlere yol açmış bir durumdur.
Boğazın Küresel Önemi ve ABD’nin Varlığı
Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık %20’sinin ve küresel sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ticaretinin üçte birinin geçtiği hayati bir su yoludur. Bölgedeki herhangi bir istikrarsızlık, küresel enerji piyasalarında ciddi dalgalanmalara neden olabilir. Bu stratejik önemi nedeniyle ABD, bölgede güçlü bir askeri varlık sürdürmekte ve uluslararası sularda serbest dolaşım hakkını savunmaktadır.
- ABD’nin Yaklaşımı: ABD Donanması, Basra Körfezi’ndeki uluslararası sularda seyrüsefer serbestisini garanti altına almak için rutin operasyonlar ve tatbikatlar yürütmektedir. Son olarak, bir uçak gemisi görev gücünün bölgeye gönderilmesi ve müttefik ülkelerle yapılan ortak deniz tatbikatları, bu duruşun bir göstergesidir.
- İran’ın Endişeleri: İran, ABD’nin bu askeri varlığını ve tatbikatlarını, kendisini kuşatma ve baskı altına alma girişimi olarak algılamaktadır. Bu algı, Tahran’ın sert yanıtlarını ve boğaz üzerindeki egemenlik iddialarını daha da pekiştirmektedir.
Önümüzdeki dönemde, Hürmüz Boğazı üzerindeki bu karşılıklı restleşmenin nasıl bir seyir izleyeceği merak konusu. Uluslararası toplum, gerilimin tırmanmasını önlemek ve stratejik su yolunda seyrüsefer serbestisini korumak için diplomatik çabalara odaklanabilir.